ABD'deki ikinci büyük yapay batık. Birinciliği 2006 Mayıs ayında Florida-Pensacola açıklarında batırılan USS Orinsky adlı uçak gemisine kaptırmış. Spiegel Grove 155 metre boyunda bir çıkarma gemisi. 1955 yılında inşa edilmiş. 2002 yılında temizlendikten sonra mavi derinliklere gönderilmiş. En derin noktası 42 metrede. Güvertesi ise ortalama 20-25 metre arasında.
Geminin batırılmasının ilginç bir hikayesi var. Uzun bir hazırlık döneminden sonra, gemiye sualtı dünyası ile tanışması için 17 Mayıs 2002 tarihinde randevu verilmiş. Ancak gemi sabırsızlık göstermiş. Gizemli bir şekilde bir gece öncesinde kendi kendine batmaya başlamış. Ertesi sabah, burnu biraz suyun dışında, kıçı ise dipte kumda baş aşağı sallanırken bulunmuş. Üç hafta süren çalışmalar sonunda, bir kurtarma ekibi, gemiyi tamamen batırmayı başarmış. Ancak gemi bu kere suyun altında, sancak kısmına doğru neredeyse yüz üstü yatmış. Dalış camiası yasa boğulmuş. Tüm planlar, harcanan paralar boşa çıkmış. Ancak sualtı tutkunları yılmamış. En güçlü römorkları kiralayıp, üç ay boyunca gemiyi suyun altında düzeltmeye çalışmışlar. Tüm bu çabalar da boşa çıkmış. Aradan üç yıl geçtikten sonra bir mucize gerçekleşmiş. Bölgeyi alt-üst eden "Dennis" adlı kasırga, yan yatan gemiyi düzeltmiş, insanoğlu ve makinelerin yapamadığını, doğa bir günde başarmış.
Bu hikayeyi düşünerek, dalış noktasına vardığımızda kıyı gözükmüyordu. Kabarık denizde batığın yerini gösteren büyük şamandıralar dalgalarla savrulup duruyordu. Ortadaki şamandıralardan birine küçük teknemizi bağladık. Toplam dört dalıgıçtık. Kaptanımız Jeff dalış öncesi kısa bir brifing verdi. Akıntının kuvvetli olduğunu, muhakkak şamandıra ipinden batığa inmemizi ve ipi ne suretle olursa olsun elimizden kaçırmamızı tembihledi. Gerçekten de söylediği doğruymuş. Batığa inerken bayağı zorlandık. Görüş yeterli olmasına rağmen, batığı büyüklüğü nedeniyle tek parça olarak göremedik. Güverteye geldiğimizde akıntı şiddetini azaltmamıştı. Tek kurtuluş yolu batığın içine girmekti. Ancak etraftaki barakudaları görünce, batığı keşfetmek yerine, bu asil balıklarla vakit geçirmeyi tercih ettik. Yaklaşık 45 dakika sonra dalışımızı başladığımız yerde keyifle noktaladık.
Spigel Grove'a daha sonra bir dalış daha yaptık. Bu sefer teknede sadece biz vardık. Akıntı yine kuvvetliydi. Bu kere barakudaları pas geçip, geminin içini keşfettik. Bir odadan, diğerine geçmek, her defasında karanlığın içinden acaba bir köpekbalığı çıkacak mı diye düşünmek, güneş ışıklarının izlerini takip ederek karanlıkta yönümüzü bulmak çok keyifliydi. Batıkta sadece bizim olduğumuzu bilmek de dalışa ayrı bir zevk kattı.
Spigel Grove'a ikinci dalışımızın sonunda tatlı bir heyecan da yaşadık. Dalışın sonuna doğru havamız rezervin altına düşmüştü. Ancak biz batığın burnunda, dalış teknemiz ise batığın kıçındaki şamandıranın üzerindeydi. İki seçeneğimiz vardı. Ya akıntıya karşı palet vurup, kıçtaki şamandıra ipine ulaşacaktık, ya da hemen yanı başımızdaki şamandıradan yüzeye, teknemizden uzağa çıkacaktık. Risk almadan, bulunduğumuz yerdeki şamandıradan yüzeye çıktık. Kaptanımız Jeff'e "okey" işaretini verdikten sonra, bizi almasını bekledik. Teknede Jeff'a neden oradan çıktığımızı anlattık. "İyi ki aksini denememişsiniz" dedi.
"Duane" Batığı